Benim Hikayem

Hiç tanımadığınız birine dair içinizde uyanan o tuhaf merakın son noktasındasınız...

Cumartesi, Eylül 25, 2010

Bir Cumartesi daha çalıştım yorgunum, anlayış lütfen :)

Buraya her yazı yazdığımda şöyle bir üstünkörü okuyup, kendi kendime "Bu mu yani tüm okul hayatı boyunca her yazdığı ödevin köşesine 'yazar olabilirsin', 'çok başarılı, böyle devam et', bıdı, bıdı ve bıdı yazılan kadının çıkardığı iş" diyorum hep. Yakıştıramıyorum. Vakit ayırmadığım için zenginleştiremediğim her yeteneğim gibi yazı yeteneğimin de köhnediğini, unutulup gittiğini hissediyorum. Sonra neredeyse kimsenin burayı okumuyor olması su serpiyor içime :) Sayfanın tepesindeki sayaç tıpkı sosyal hayatım gibi kurak! :) Ama bütün bunlara rağmen, sonradan, aylar sonradan yani, yazdıklarımı okuyunca hoşuma gidiyor bir şekilde. Edebi değeri değil de, anlattıklarım. O an ne hissettiğimi beceriksizce anlattığımı düşündüğüm yazıların bile sonradan "O An"ı yaşatabiliyor olması bana... Tuhaf... Ama güzel işte...

Not: Resim geçenlerde gittiğimiz, sanki kimse bilmiyormuş ve öğrenmesinmiş de bana kalsınmış gibi adını saklamaktan keyif aldığım "O Yer"den...